8 Temmuz 2014 Salı

astronot mu olmalı yoksa bakkal mı?

ben bakkal olacağım öğretmenim dedim. fondan helal olsun sesleri yükselecek diye bekliyordum, onun yerine otuz saniye boyunca otuz öğrencinin gülme sesleri geldi. ilkokul birinci sınıfta öğretmen hepimize tek tek gelecekte ne olmak istediğimizi soruyordu. o gün sınıftan dört astronot, oniki doktor, yedi mühendis, üç bankacı ve bir bakkal çıkmıştı.

neden diye sorsalar cevabım hazırdı ama kimse neden diye sormadı. gerçi dumlupınar ilkokulunda astronot olacağım diyen adama neden diye sormuyorsanız bakkal olacağım diyen adamın yüzüne bile bakmamanız gerekir.

işte o gün işlemeye başladı sistem dediğimiz ve her gün küfür ettiğimiz şey benim üzerimde çalışmaya. insanlar televizyondan gördükleri ya da çevresince saygı görebileceği işleri istiyordu hep. farklı çıkan bir sesi hemen bastırıyorlardı.

oysa ki ben bakkal olacağım derken bizim sokaktaki bakkal amcayı kastediyordum. bu bakkal amcanın bir özelliği vardı, müsait zamanlarında bizi bakkalın bahçesine toplayarak ak saçlarını sallaya sallaya müthiş hikayeler anlatırdı. ve ben bu hikayeleri çok seviyordum. hayalim; büyüyünce kendi bakkal dükkanımda, kendi mahallemin çocuklarına müthiş hikayeler anlatmaktı. şimdi mi? şimdi bir bankacıyım.

o gün eve döndüğümde sınıfta hocanın sorduğu soruyu anlattım ve "anne ben bakkal olacağım" dedim. annem tek dizinin üzerine çöküp gözlerini gözlerimle aynı hizaya getirerek; "insanların ne düşündüğüyle asla ilgilenme oğlum, hep kendi hayalinin peşinden git" dedi. şaka lan şaka, amerikan filmi mi bu? "mehmeeeeet bak oğlun bakkal olacakmış" diyerek karşıma geçip hunharca güldüler. gerçi benim de oğlum olsa, gelse, bit kadar boyuyla ben bakkal olacağım dese, hanımı çağırır bildiğin iyi çocuk psikiyatrisi var mı diye sorarım. 07/07/2014