sabun yediğim için annemin lavabonun yanındaki sabunlukta sabun bırakmadığı yıllar. sanırım 6 yaşındayım. anaokulunda 2.sınıfa gidiyorum. imaja bak. bütün mahalle anaokulunda mı kaldın olum diye benimle dalga geçiyor. başarılı olacağım o zamanlardan belli, anaokulu çift dikiş. olum anlamıyorsunuz 5 yaşındayken yazdırmışlar diyorum, dinleyen kim. neyse ki sınıfta imaj farklı, ikinci senemiz olum boru değil, sınıfın köşesine geçip yeni gelen birinci sınıf kızları kesiyorum tabi. daha halamın işyerinde çalışan 25 yaşındaki hatunu yeni yeni unutuyorum zaten. hayır yanağımı sıkıp sıkıp başkasıyla nişanlanmanın alemi var mı? aşifte, ortada bıraktı beni. neyse sınıfa bir göz gezdiriyorum aman allahım sarışın, bebek yüzlü?, hakikaten bebek yüzlü (6 yaşında) bir kız sınıfa giriyor. hemen öğreniyorum, bizim arka sokakta oturuyormuş. bir kaç hafta öyle geçtikten sonra ben iyice abayı yakıyorum bu sarı kıza. bir cumartesi günü saçlarımı tarayıp elime dedemin bahçesinden bir gül alıp kapısına gidiyorum. kapıyı annesi açıyor, merhaba teyzecim kızınız evde mi acaba? annesi elindeki paraları arkasına saklıyor. beni para istemeye geldi sanmış hale bak! ben öyle kızınız varken 3 kuruşla yetinir miyim? teyzecim ben kızınızla sokağın başındaki parka gitmek istiyorum eğer müsaadeniz varsa diyorum. annesinin ağzı açık kalıyor tabi, 6 yaşında bir velet kızını parka götürmek için izin istiyor. nasıl güzel bir aileyse artık, izin veriyorlar. ben kıza 4 diş sırıtıyorum (hep dökük), gülü veriyorum ve onu bütün öğleden sonra salıncakta sallıyorum..
ve bir daha hayatımda hiç bu kadar saf aşık olmuyorum.
sabun yediğim zamanlardan bir kare, sabun arama çalışması ve annenin yakalaması.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder