1 Ocak 2014 Çarşamba

hamburger ve dondurma üzerine

Hayatıma dair ne yapmam gerektiğini düşünürken birden gözümün önünde şu anım canlandı. Yaz aylarıydı, ilkokul 3'ü bitirmiştim tek kol kırık, arkadaşlarımla özlem pastanesine doğru yürüyordum. Hepimizin elinde hamburger. Sene 95 falan, cartel'in bize direk geldiği yıllar. yani hamburger kıymetli, hamburger nadir, hamburger başka. Ama özlem'e çok kararlı gidiyoruz dondurma yenecek. Tezgahın önüne geldiğimizde ufak bir kararsızlıktan sonra ben tek elimi kullanabildiğim için hamburgeri merdiven boşluğuna atıyorum ve siyah beyaz dondurmamı söylüyorum. Şimdiye kadar bu anıma sadece boşa giden hamburger gözüyle bakmıştım fakat bugün anlıyorum ki aslında bu vazgeçişin arkasında büyük,saf, bugünlerde bulmak isteyeceğim türden bir istek varmış. Çocukluğumuzdaki hamburgeri bugüne uyarlarsak herkesin sahip olmak istediği düzgün iş, iyi gelecek, emeklilik planı gibi şeyler olabilir. Fakat dondurma taa derinlere indiğinizde o hamburgeri savurup atmanızı sağlayacak güce sahip olan, günümüzün bize dayattığı her şeyi unutturan, eşsiz, sadece bize ait olan isteği temsil ediyor. Ve ben bugün 10 yaşımdaki halimden daha kararlı olmadığımı biliyorum. Elimizdekiler her zamankinden daha kıymetli gelmeye başladı, sahip olduklarımız yavaş yavaş bize sahip oldu, şimdi toprağın en diplerine kadar inmiş köklerimizi koparıp yürümek daha zor geliyor. umarım bizi hamburger istediğimize inandıranların suratına, iki ısırık aldığımızda asıl isteğimizin ne olduğunu hatırlatan hamburgerlerimizi fırlatabiliriz. çünkü ben artık seçmek istiyorum.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder