15 Ekim 2014 Çarşamba

Bir pati darbesiyle yıkılan adam

Uyandı. Yanak etleri acıyana kadar esnedi. Sonra ayağa kalktı ve öne ve arkaya eğilerek gerindi. öğlen olmak üzereydi. Dünden Murat’ın bıraktığı yemeğin yerini biliyordu, afiyetle onu yedi. Sonra hafif tempolu adımlarla yürüyüşe çıktı.  Güneş’in ne yaktığı ne de üşümeye izin verdiği harika günlerden biriydi. Yüzünü güneşe dönüp yoruluncaya kadar yürüdü. Vardığı yer bulundukları şehri tepeden gören düz çimenlik bir alandı. Çimenlere uzandı kafasında hiçbir düşünce olmadan şehre baktı,göz gezdirdi, olduğu yerde yuvarlandı. Sonra elinde topla dört çocuk geldi bütün öğleden sonrasını  yarın yokmuş gibi top oynayarak geçirdi.Çocuklarla beraber bir çeşmeye gidip buz gibi dağ suyunu yanaklarına doldurdu, mutluydu.  Akşam oluyordu artık, yavaş yavaş eve gitmeliydi, Murat birazdan gelirdi.

Murat sabah yedide kalktı. Apar topar bir duşun, bir dilim kızarmış ekmekten oluşan hızlandırılmış bir kahvaltının, kapı önünde ceketini giyerken kafaya dikilmiş bir kahvenin ardından arabasına oturdu. bir saatlik bir yolculuktan sonra işe geldi ve üç buçuk saat boyunca monitöre baktı. Öğle arasında büyük hayallerin dalgınlığıyla çorbanın kaşığını bir aşağı bir yukarı hareket ettirdi. Yemekten sonra beş saat daha monitöre baktı. Yorgun bir şekilde arabasına oturdu, bir saat daha yol gittikten sonra evin kapısında  onu gördü. Gülümsedi. Kafasını okşadı.  kabına sabaha da yetecek kadar yemek koydu. Bitik bir şekilde evine giderken köpeğinin yalnız ve amaçsız yaşamı için üzüldü. Kendine ayırdığı tek zaman içinde, film izlemeye çalışırken, yarısında uyuya kaldı.


Uyuya kaldığı film kendi hayatını kendine zindan etmiş insanların öyküsünü anlatıyordu. 

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder